Adalet Yürüyüşü’ne yönelik toplumda artan ilgi ve buna karşın AKP cenahından yükselen karalama çabaları doğru bir sürecin götürülmekte olduğunu göstermektedir. Bundan sonraki sürece çok daha hazırlıklı gidilmesi gerekmektedir. Cumhurbaşkanının “Yargı sizi de çağırabilir” sözü ile AKP’lilerin yürüyüşü kriminalize etme çabası gelmekte olan saldırı kampanyasının ip uçlarını vermektedir. Devletleşen bir parti kibriyle yapılan açıklamalar ve tehditler bir zamanlar AKP’nin şikayet ettiği düzeni kendisinin yeniden nasıl kurduğunu gösterdiği gibi nasıl bir düzenin kurulması gerektiğini de anlatmaktadır.

Türkiye’de giderek yaygınlaşan bir durum var. Artık her görüşten insan öncelikli olarak demokrasinin, cumhuriyetin, adaletin, hukukun üstünlüğünün, insan hak ve özgürlüklerinin güvencede olduğu bir sistemi, yeni bir düzeni istemekte, talep etmekte ve bunun için mücadele etmektedir. Referandumdaki ‘Hayır’ ile ‘Adalet Yürüyüşü’ bütün bu taleplerin bileşkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Referandum sonrasında “bu ülkeyi hayır oyu verenler yeniden inşa edecek” sözümüz bu yürüyüşle birlikte bir kez daha doğrulanmıştır. Çünkü yürüyüşe katılanların, destek verenlerin farklılıkları bu yürüyüşün sadece CHP’nin bir yürüyüşü olmadığını göstermektedir. AKP’yi de endişelendiren durum budur. Ancak bu noktada Adalet Yürüyüşü’nün sürekli artan bir ivme ile güçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için de yürüyüş, şimdi olduğu gibi daha geniş kesimlerin desteği ile buluşturulmaya devam edilmelidir.

AKP’nin medya üzerindeki baskısı karşısında internet medyası ve sosyal medyanın daha da etkin ve organize kullanılması zorunludur. CHP bütün örgütlü gücünü bu yürüyüşe vermek zorundadır. Çünkü bu yürüyüşün başarısı aynı zamanda kurulacak yeni sistemin yapı taşlarını ve de yol haritasını oluşturacaktır. CHP’nin bütün örgütleri, bütün belediyeleri bütün güçleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasında durmak, yürüyüşü güçlendirmek zorundadır. MYK, PM, milletvekilleri, belediye başkanlarının tek gündemi bu yürüyüş olmalıdır. Soru ve araştırma önergelerinden basın açıklamalarına her türlü etkinliğin gündemi Adalet Yürüyüşü olmalıdır. Çünkü bu ülkenin bütün sorunları adaletle ilgilidir. Örneğin gerçek bir adalet sistemi olsaydı askerlerimiz defalarca zehirlenmezdi. Birileri çıkar bunun hesabını hukuk önünde sorardı.

Yürüyüşün her gün hakkı yenilen bir kesim için yapılması çok doğru bir hareket olmuştur. Ancak hangi gün kimler için yürüneceği önceden ilan edilmeli ve o kesimin temsilcileri geniş katılımla davet edilmelidir. Sanatçıların, aydınların, yazarların desteğinin olması önemli ancak bunun da planlı bir şekilde ve daha da yoğunlaştırılarak götürülmesi gerekmektedir. Yürüyüşün hem ülke içinde hem de ülke dışında gündem olması herkesin bu konuyu konuşmasını sağlayacaktır. Bir zamanlar hemen her konuyu AB ve ABD’nin icazetine sunan AKP’nin “bizi dışarı şikayet ediyorlar” propagandasına kulak asılmamalıdır. Örneğin Sosyalist Enternasyonel acil olarak yürüyüş güzergahında toplanmalıdır. Dünyanın saygın siyaset, gazeteci, yazar, bilim ve sanat insanları davet edilmelidir. Aynı şekilde geçmişte ülkemizde siyaset yapan değerli kanaat önderleri bu sürece katılmalıdır.
Bütün bunlardan ayrı olarak adeta bir seçim kampanyası varmış gibi bir propaganda süreci işletilmelidir. Televizyon ve gazete reklamları, viral kampanyalar hazırlanmalıdır.

Bütün bu süreç seçimlere giden atmosferi belirleyecektir. O yüzden Adalet Yürüyüş’ünün başarısı ülkenin bütün kurum ve değerleriyle yeniden adil, eşit ve özgür biçimde tasarımlanması, inşa edilmesi için tarihi önemdedir. Mesele bu öneme haiz bir konsantrasyon içinde davranabilmekten geçmektedir.