Ülkemiz her alanda olduğu gibi eğitim alanında da çok ciddi bir krizin içindedir. Eğitim alanında yaşanan ve dayatılan dönüşüm; eğitimi bilimsel niteliğinden koparmakta, özgür bireyler yetiştirme hedefini ortadan kaldırmaktadır. AKP’nin eğitim anlayışı sadece kul yetiştirmeye çalışan bir zihniyettir ve bu zihniyet kapkara bir tablo karşımıza çıkarmaktadır. Dönüştürülen ve değiştirilen sadece eğitim sistemimiz değildir; bütün bir ülke ve toplumdur… 

AKP döneminde eğitim alanında atılan adımların tümü başta 4+4+ 4 sistemi olmak üzere Cumhuriyet dönemi kazanımlarımızı yok etme amaçlıdır. Bu dönemde eğitimimizin MİLLİ niteliği planlı ve programlı adım adım yok edilmektedir. Bugün eğitimin neresinden tutarsak tutalım elimizde kalan bir tabloyla karşı karşıyayız.  

AKP; çağdaş, demokratik ve laik eğitimden uzaklaşma çabasını artık saklamıyor. Okulları mektebe dönüştürürken, mektepten medrese eğitimine geçilen sistemin hazırlığı içinde. Karma eğitimden tek cinsiyetli eğitime geçme hazırlıklarını herkes görüyor. Talim terbiye kurulu aracılığıyla hazırlanan son müfredat değişikliği taslak programlarında kendi ajandalarına uygun tarih dersi müfredatı oluşturmakta olduklarını herkes izliyor. Çağı ve Türkiye Cumhuriyeti kazanımlarını inkar eden AKP’nin siyasi argümanlarıyla dolu, propagandaya yönelik yepyeni bir tarih dersi okutacaklar…  

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleri olan Atatürk İlke ve İnkılapları’nı müfredattan çıkarıyorlar. Atatürkçü çağdaş bir müfredattan, Neo-Osmanlıcı gerici bir müfredata geçmenin hazırlıklarını yapıyorlar.  

AKP, başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere çeşitli dini vakıf ve derneklerle protokoller yaparak, bu dernek ve kuruluşları eğitim sistemimizin içine sokmakta, bu şekilde bilimsel laik çağdaş demokratik eğitime onulmaz bir darbe vurmaktadır.   

AKP’li Milli Eğitim Bakanı her fırsatta belli vakıfların arkasında olduğunu çekinmeden ifade ediyor. Neredeyse bakanlığı başta TÜRGEV ve ENSAR vakfı olmak üzere, insani yardım vakfı, birlik vakfı, hizmet vakfı gibi din temelli vakıflara teslim edecekler.  

Milli Eğitim Bakanı “Dünyanın her tarafında yaptığı çalışmalar medarı iftiharımızdır” diyor. Kimin için?  İnsani Yardım Vakfı (İHH) için. Bu vakfın gayri yasal olarak, hem de bakanlıkla yaptığı ortak proje ile nereye gönderildiği bilinmeyen bir şekilde ve velilerin itirazlarına karşın her sınıftan her ay en az 90 lira haraç toplamasına ilişkin diyor ki "ben arkalarındayım". Yasal olmayan bir projeye bakanlık olarak destek vermekle suça ortak oluyorlar. Hem de kimin suçuna?  Suriye’deki cihatçı çetelerle ilişkili olduğu iddia edilen, çocuklara oyuncak silah verip cihat çağrısı yaptıran İHH’nın projesine…  

30 Ekim 1983 Tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Okul Pansiyonları Yönetmeliği  ne diyor? "İlk ve ortaokullar için Özel yurt-pansiyon açılamaz, ancak MEB açabilir.”    

3 Aralık 2004’de Özel Öğrenci Yurtları yönetmeliği AKP tarafından hazırlandı. Buna göre Milli Eğitim Müdürü ve Validen habersiz yurt ve pansiyon açılamaz.  

Peki Karaman’da 45 çocuğumuzun kaldığı, cinsel istismarın kanıtlandığı ve doğrulandığı  ENSAR ve KAİMDER’e ait olduğu belirlenen yurtların nesini aklamaya çalışıyorlar? Karaman Valisi bilgim yok diyor. Karaman İl Milli Eğitim Müdürü bilgim yok diyor.  

Bu çocukların ve bu çocukların ailelerinin durumu içler acısı. Yer gök ağladı.  Ama Milli Eğitim Bakanı, ilin Milli Eğitim Müdürü, bu çocukların okudukları okulun müdürü, bu çocukların öğretmenleriyle ilgili herhangi bir soruşturma başlatmadı?  

Milli Eğitim Bakanı hepimiz Ensarız ve Ensar vakfı değerlidir demek dışında hiçbir şey yapmadı.  

Bu çocukların başına gelenlerin suçlusu cezaevindeki sapık, ama olayın baş sorumlusu Milli Eğitim Bakanı’dır. Hem sorumlu, hem de suçludur…  

14 yıldır iktidardalar. Ne taşımalı eğitim sorununu çözebildiler ne de yeterli yurt ve pansiyon açabildiler. Yoksul aileleri, çocuklarını kasten bilerek bahsedilen vakıfların eline bıraktılar.  

AKP, 7 Nisan 2012’de Kuran Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları yönetmeliği çıkarttı ve bu yönetmelikle MEB’in denetim yetkisine son verildi. Denetim kime devredildi. Diyanet İşleri Başkanlığı’na.   

AKP milli eğitimden vazgeçmiş, “değerler eğitimiyle” çocuklarımıza cenneti özendirerek, cehennemden korkutarak onları başka bir dünyaya hazırlıyor.  

Çocuklara öbür dünyayı vaat ederken bu dünyayı paylaşıyor, parselliyor ve Cumhuriyet kazanımlarımızı bir bir yok etmeye çalışıyor.   

Ne çocuklarımıza ne eğitime ne de müfredata sahip çıkmayan AKP’li Milli Eğitim Bakanı istifa etmelidir. Ancak daha da önemlisi bu çağdışı zihniyetten çocuklarımızı, ülkemizi ve eğitim sistemimizi kurtarmamızdır. Bu anlayış çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğini yok etmektedir.