AKP Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, gerici Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak hakkında, AKP’li kadınlara dönük hakaret ve çirkin yakıştırmaları nedeniyle 81 ilde suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

AKP Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, AKP’li kadınlara yönelik tepki çeken sözleriyle gündeme gelen köşe yazarı Abdurrahman Dilipak hakkında, başta genel merkez olmak üzere 81 il kadın kolu başkanının suç duyurusunda bulunacağını söyledi.

Çam, AKP’li kadınların hukukunu korumanın boyunlarının borcu olduğunu belirtti.

Dilipak’a seslenen Çam, “Bu saldırganlığınız, ahlaksız sözleriniz ve iftiraya varan yakıştırmalarınızla kendinizi küçültmeyin. Edebe mugayir yazarak kaybettiğiniz itibarı, yazdığınız bu üsluptaki yazılarınızla kamuoyunun dikkatini çekseniz bile geri kazanamazsınız.” dedi.

Dilipak’ın AKP’li kadınlara dönük hakaret ve çirkin yakıştırmalarını ivedilikle yargıya taşıyacaklarına ifade eden Çam, “AK Parti Kadın Kolları olarak, bu tür seviyesiz sözler, iftira ve hakaretlerin cezasız kalmaması için gerekli tüm hukuki girişimlerde bulunacağımızı ve yargısal süreçlerin takipçisi olacağımızı da herkesin bilmesini isterim. Başta genel merkez olmak üzere 81 il kadın kolu başkanımız suç duyurusunda bulunacak” diye konuştu.

“KADIN KİMLİĞİYLE, DİK DURUŞUYLA SİYASET YAPAR”

Çam, Türkiye’de 81 ilde, 922 ilçede, 100 bini aşan yerel yönetici ve 5 milyona ulaşan üyeyle AKP’li kadınların liderinin siyasetini örnek aldığını ve partinin kararlarını ülkenin dört bir köşesinde titizlikle uyguladığını dile getirdi.

AKP’li kadınların ailesini her daim öncelediğini, ihmal etmediğini, eş, anne, evlad olma bilinci ve değerlerine sahip çıktığını vurgulayan Çam, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erkekleşerek değil, kadın kimliğiyle, dik duruşuyla siyaset yapar. Samimiyeti, mütevazılığı ve çalışkanlığıyla itham ettiğiniz ‘papatya’ asla olamaz. AK Parti kadın hareketi bir feminist hareket değildir. Hak yolunda, mazlumun yanında, zalimin karşısında, yalnızca ahlakın ve adaletin savunucusudur. Kulluk ve insanlık bilinciyle il il, ilçe ilçe, mahalle mahalle sokak sokak milletiyle, halkıyla hemhal olan bir harekettir.”

“TARTIŞMALARIN BİR AN ÖNCE BİTİRİLMESİ GEREK”

Çam, İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin tartışmaların da bir an önce bitirilmesi gerektiğini söyledi.

“Her türlü ahlaksızlığın, azgınlığın, sapkınlığın ve ailenin selametine zarar verecek yanlışlığın karşısında herkes hemfikirken tüm bu olumsuzluklardan kurtulmanın yolu ancak bu sözleşmeden kurtulmaktan geçecekse, buna kim karşı çıkabilir ki?” sorusunu yönelten Çam, şu değerlendirmede bulundu:

“Mesele o değil. Şayet tüm dertler sona erecekse bence de kaldıralım. Kaldıralım ki değişen bir şeyin olmadığını herkes görsün. Bu işe ciddi kafa yoranlara saldırma, bunun üzerinden siyaset yapma, dikkati çekme ve sosyal medyadan takipçilerini artırma hevesinde olanların fırsatlarını da ellerinden alalım. Bu tartışma bitsin ki esas meselemizin çocuklarımızı her türlü kötülükten, çirkinlikten ve azgınlıktan korumak için gayretle çalışanları rencide edici sosyal medya paylaşımları ile bu sorunların çözülmeyeceğini anlayalım. Esas olan insan yetiştirmenin önemini hatırlayalım. Sona erdirelim ki ahlaksızlığın ve rezilliklerin her yerde çoğalmasının esas nedeninin insanlığın rotasından çıkması olduğunu görmüş olalım. Yaş ve kuru ne varsa, bir çuvalın içine doldurarak gerçek sorumluluklardan kaçamayacağımızı görelim. İşin özüne odaklanalım.”

“Tartışmalar içerikten daha çok algıyı öne çıkarıyorsa, partimizin ve hükümetimizin değerlendirmeleriyle son kertede alınacak her kararın sonuna kadar arkasında olacağız” diyen Çam, şöyle konuştu:

“İktidarı iki ateş arasında sıkıştırmaya çalışan, partimizin yara alması için köşesinde el ovuşturan eski ve yeni siyasi hareketlerin, STK’lerin, köşe yazarlarının, sosyal medya fenomenlerinin ve kritik anlarda ortaya çıkan holdinglerin karşılıklı paslaşmasına şahit oluyoruz. Ne kadınlarımıza yıllarca kıyafeti nedeniyle ayrımcılık yapılmışken sesleri çıkmayan, çıkarlarına ters düşen durumlarda da kadın konularında samimiyetten uzak davranan feminist hareketlerin ne de sözde sözleşmeye muhalefetiyle hükümetimizi sıkıştırma çabasında olanların inandırıcılığı kalmamıştır. Karşılıklı birbirini besleyen bu grupları artık boşa düşürme vakti gelmiştir.”