AKP yöneticileri, ekim ayına ertelenen yargı paketiyle terör suçları başta olmak üzere hiç öngörülmeyen kişilerin tahliyesinin gündeme gelebileceği, bunun da büyük bir siyasi risk doğuracağına dikkat çekiyor.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve AKP yöneticilerinin Meclis tatile girmeden önce genel kuruldan geçirileceği açıklamalarına karşın yargı paketi sürpriz bir şekilde yeni yasama yılının başlayacağı ekim ayına ertelenmişti.

Cumhuriyet’ten Emine Kaplan’ın haberine göre, AKP’nin yargı paketini ekim ayına ertelemesinin altında, infaz indirimi ve temyiz düzenlemelerinde bazı suçların kapsam dışında bırakılması durumunda Anayasa Mahkemesi’nin eşitliğe aykırı gerekçesiyle olası bir iptal kararıyla “Rahşan affı” benzeri bir durumun ortaya çıkması endişesinin yattığı öğrenildi. Böyle bir durumda terör suçları başta olmak üzere hiç öngörülmeyen kişilerin tahliyesinin gündeme gelebileceği, bunun da büyük bir siyasi risk doğuracağına dikkat çeken AKP yöneticileri, yeni yasama yılının başlayacağı 1 Ekim’de muhalefet partilerinin desteğinin alınarak paketin gündeme getirileceğini belirtti.

Kulislerde AKP ile MHP arasında görüş ayrılığı yaşandığı, terör suçlarının da kapsam içine alınması nedeniyle parti içinde itirazların olduğu dile getirilmişti. Paketin ekim ayına bırakılmasında birçok nedenin olduğu, AKP’nin siyasi risk doğurabilecek bazı olasılıklar nedeniyle acele etmeme yönünde karar aldığı öğrenildi. AKP kulislerinde konuyla ilgili şu değerlendirmeler yapılıyor:

Rahşan affına dönebilir: Meclis gündemine getirilecek pakette, infaz sisteminde değişiklik yapılarak hapis cezalarının üçte ikisi yerine yarısının infaz edilmesi öngörüldü. Ancak uyuşturucu, terör, çocuklara cinsel istismar suçlarının kapsam dışında bırakılması, bu suçlar için farklı bir infaz sistemi getirilmesi üzerinde duruldu. Yasanın bu şekilde çıkması durumunda ise Anayasa Mahkemesi’nin kapsam dışında bırakılan suçlar bakımından eşitliğe aykırı gerekçesiyle iptal kararı vermesi ihtimali değerlendirildi. Böyle bir iptal kararının kapsamı genişleteceği ve 2000 yılında DSP-MHP-ANAP hükümetinin çıkardığı “Rahşan affı” olarak nitelendirilen affa benzer bir durumun ortaya çıkacağı kaygısı oluştu. Böyle bir gelişme yaşanması durumunda hiç öngörülmeyen suçlarda tahliyelerin gündeme gelebileceği, bunun da toplum vicdanında rahatsızlık yaratacağı, partinin bundan zarar göreceği değerlendirmesi yapıldı.

Temyizde kapsam sorunu: Mevcut mevzuata göre, istinaf mahkemelerinde 5 yılın altındaki hapis cezalarında Yargıtay’a temyiz yolu bulunmuyor. Paketle, ifade özgürlüğünün genişletilmesi kapsamında Cumhurbaşkanı’na hakaret, silahlı örgüt ve Terörle Mücadele Yasası’nın bazı maddelerinin de yer aldığı bazı suçlarda Yargıtay’a temyiz yolunun açılması öngörülmüştü. Ancak parti içinde bu düzenlemeyle terör suçlarında tahliyelerin gündeme gelebileceği itirazları yükseldi. AKP kulislerinde, cezaevinde bulunan eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve HDP’li milletvekillerinin de bu kapsama girebileceği, bunun siyasi sonuçlarının iyi değerlendirilmesi gerektiği görüşleri dile getirildi.

1 kelime 1 milyon dosyayı etkiler: Bir kelimelik düzenleme bile çok sayıda dosyanın yeniden değerlendirilmesi anlamına geliyor. Getirilecek yargı paketinin de 1 milyona yakın dosyayı etkileyeceği değerlendirildi. Hem süren davalar, hem kesinleşmiş kararlar açısından yeni bir değerlendirme süreci ortaya çıkacak.

UZLAŞMA ARANACAK

Yeni yasama yılında ilk iş olarak yargı paketini yeniden gündeme getirmeyi planlayan AKP, olası siyasi riskleri tek başına almak yerine muhalefetin de desteğini alarak paketi çıkarmayı hedefliyor. Bunun için yargı paketinin içeriğinin Adalet Bakanlığı ve parti kurullarında netleştirilmesinin ardından muhalefet partilerinin kapısı çalınacak. Muhalefet partileriyle uzlaşma sağlanması durumunda paketin Meclis’ten geçirilmesi gündeme gelecek. AKP yöneticileri, Meclis tatile girmeden önce muhalefetle görüşmenin planlandığını, ancak sürecin ağustos ayına sarkması olasılığı nedeniyle paketin yeni yasama yılına bırakıldığını dile getirdi.

CHP’li Milletvekillerinden ‘Yargı Reformu’ çıkışı: Anayasa değişikliğinin yeniden ele alınması siyasi ve hukuki bir ihtiyaçtır