61’in kerameti: Gelecek Partisi’nin ekonomide Yıkımdan Çıkış Modeli

Bilgehan Uçak
İstanbul, Kadıköy’de 1989’da doğdu. Çok çeşitli gazete ve dergide yazılar yazdı. Yüksek lisansını Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler programında yaptı. Söyleşilerinin derlendiği ilk kitabı “Futbol mu? Yok daha neler!” 2012’de çıktı. Reşat Nuri Güntekin’in eserlerindeki siyasi görüşleri incelediği ikinci kitabı “Operada Mücella Suzan” ise 2019’da Everest Yayınları tarafından yayımlandı. İlk romanı “Akşamlar Artık Serin”, Kasım 2020'de yayımlandı.

Programda benim dikkatimi en çok çeken şey, Davutoğlunun ısrarla ekip olduklarını vurgulaması oldu. Ben bilirim, böyle yapılır, demek yerine ekonomiyi yönetecek kadroların üç alanda da uzmanlaşmış kişilerden oluşması gerektiğini söyledi.

Toplantı bitti, ben işe gitmeden Murat Sabuncu’nun T24’te sıcağı sıcağına yazdığı yazısını okudum.

Murat Sabuncu, Gelecek Partisi’nin 61 maddelik Ekonomide Yıkımdan Çıkış başlıklı toplantısındaki gözlemlerini yazmış, ben de onun bıraktığı yerden devam edeceğim ama önce gitmeden düşündüklerimin bire bir aynısını onun yazısından okuduğum için alıntılayayım.

“Kurucular Kurulu Üyesi İbrahim Turhan’ın da, Parti Sözcüsü Serkan Özcan’ın da, Hazine ve Maliye Politikaları Başkanı Tuncay Dinç’in de, İletişim Başkanı Mustafa Mente’nin de, Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin’in de bürokrasiden gelen, isimlerinde tartışmalı bir durumun hiç olmadığı, son dönemde bağımsız medya kanallarında sıklıkla görüşlerine başvurulan isimler olduğu aklıma geldi. Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota da piyasadan gelen bir kişi olması nedeniyle önemli. Genel Başkan Ahmet Davutoğlu sağlam bir ekonomi ekibi kurmuş.”

Ahmet Davutoğlu, sağ ve sol yanında ekonomi kurmayları, basının karşısına çıkıp ekonomide yapacaklarını anlattı.

Geçen sene, “Ekonomide Gelecek Modeli”ni açıklayan parti bugünkü durumu “yıkım” olarak nitelemiş.

Programda benim dikkatimi en çok çeken şey, Davutoğlu’nun ısrarla “ekip” olduklarını vurgulaması oldu.

“Ben bilirim, böyle yapılır,” demek yerine ekonomiyi yönetecek kadroların üç alanda da uzmanlaşmış kişilerden oluşması gerektiğini söyledi.

Teoriye hakim akademisyenler, bürokrasiyi bilen bürokratlar ve piyasadan gelen uzmanlar…

Ahmet Davutoğlu, kameraların önüne tek başına çıkmak yerine “kadro hareketi” dediği partisinin kurmayları çıkarken sanırım bir daha “tek adam” idaresine dönülmeyeceğinin mesajını da vermeye çalışıyordu.

61’İN SIRRI

Çözüm önerilerinin 61 madde olması da dikkat çekiciydi.

61, yani Trabzon, yani bugünün en tartışmalı iki ismi Berat Albayrak ile Süleyman Soylu’nun memleketi.

Albayrak döneminde ekonominin, Soylu döneminde de iç siyasetin geldiği durum ortada…

Ama Gelecek “çözüm” için 61 madde sıralamış.

Bunu ekonomi ancak ehil bir kadronun yönetimin başına geçmesi ve iç siyasette yeni bir dilin egemen olmasıyla birlikte düzelir, diye okuyorum ben.

Davutoğlu haricinde ekonomiden sorumlu altı yardımcısı da sunumlar yapıp alanlarında tespit ettikleri sorunları ve çözüm önerilerini gösterdiler.

Ahmet Davutoğlu, yıkımdan nasıl çıkılacağını, enkazın nasıl kaldırılacağını açıkladığı sunumdan sonra gazetecilerin sorularını cevapladı.

Geçenlerde, Politikyol’da yazdığım yazıda Nas’la Hayrettin Karaman’ın sözlerini birlikte değerlendirerek bunun İslami ekonomi haricinde Kılıçdaroğlu’nun olası adaylığına dair bir girişim olabileceğini söylemiştim.

Davutoğlu’na ne düşündüğünü sordum.

“Hangi gerekçeyle olursa olsun,” dedi Davutoğlu, “toplumsal barışa zarar verir, dinamitler. Dolayısıyla, bunu hiçbir şekilde mazur göremeyiz. Siyasilerin de öncelikli kimlikleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimlikleridir. Devlet adamlarının, yargının, öğretmenlerin, tabiplerin kimliği insan kimliğidir. Bu kimlik her şeyden öncedir. Devlet adamlarını mezhep vs diye ayırmaya başladığınız anda huzur kalmaz. Devlet adamları da halkı ayırırsa huzur kalmaz.”

Ahmet Davutoğlu, pazar günü Habertürk’te katıldığı programda Başbakanlığı bıraktığı dönemde asgari ücretin 476 dolara tekabül ettiğini söylemişti.

ASGARİ ÜCRET: NEREDEN NEREYE

Asgari ücretin 2022’de ne olması gerektiğini, eğer asgari ücretten vergi kesilmezse bunun asgari ücretin bir miktar yukarısında alanlara karşı bir haksızlık olup olmayacağını, ücretler genel seviyesinin hangi noktaya yükselebileceğini ve bu sürecin sürdürülebilir olup olmadığını da sordum.

“Sistem bozuldu. Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu yerde 5 bin lira da bir şey ifade etmiyor. Biz 2016 Ocak’ında yüzde 30 zam yaptık. Asgari ücret 1.000 liradan 1.300 liraya çıktı. O zaman enflasyon yüzde 6’ydı. Enflasyonun beş misli zam yapmıştık. Gelir dağılımını bir yeni seviyeye çıkarmaya çalışmıştık. O günden bugüne gelir dağılımda uçurum oluştu. Bunu düzenlemek şart. Asgari ücretten vergiyi mutlaka kaldırmak lazım. O vergi hem özel sektör üzerinde baskı oluşturuyor hem de vatandaşın eline geçen parayı azaltıyor. Ama bu dağılımın düzelmesi, sistemin tümünü düzenlemekle olur. Önce enkazı kaldıracağız, sonra yeni bir mimari oluşturacağız. İnsanlar bugünkü asgari ücret seviyesiyle nasıl yaşayacaklar? Evet, o gün bizim bıraktığımız asgari ücret, bugün 5.500 liraya denk geliyor…”

En çok döviz aldığı açıklanan Orta Anadolu’da da tablonun değiştiğini de şu sözlerle açıkladı.

“Geniş muhafazakar kesimler artık bu iktidarın ne muhafazakar olduğunu düşünüyor ne de halk içinden geldiğini. Ne yerli görüyor ne milli. Bunda da açık ve net ifade edeyim; Gelecek Partisi’nin kurulmasının ve benim ta AK Parti içindeyken bile yayınladığım manifestonun ciddi bir etkisi vardır. Parti-içi muhalefet yaptık. Çok zordur bir insanın kendi arkadaşlarıyla, kendi oluşturduğu iktidarla mücadele etmesi. 12 Eylül’den, 28 Şubat’tan daha zor! Manevi bir baskı altında bırakılırsınız. İşte Orta Anadolu’da böyle bir baskı oluşturmak için Bahçeli’nin ‘Serok Ahmet’ diyerek kitleyi tahrik etmesinden tutun da Erdoğan’ın da ‘hain’ diyerek bizi başka yere koymasına kadar… Yeni bir dalga geliyor ama. Bunlar geçici. Bu dalga da geleceği inşa edecek.”

İşte bunlar da benim gözlemlerim ve sorularım…

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Bilgehan Uçak
İstanbul, Kadıköy’de 1989’da doğdu. Çok çeşitli gazete ve dergide yazılar yazdı. Yüksek lisansını Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler programında yaptı. Söyleşilerinin derlendiği ilk kitabı “Futbol mu? Yok daha neler!” 2012’de çıktı. Reşat Nuri Güntekin’in eserlerindeki siyasi görüşleri incelediği ikinci kitabı “Operada Mücella Suzan” ise 2019’da Everest Yayınları tarafından yayımlandı. İlk romanı “Akşamlar Artık Serin”, Kasım 2020'de yayımlandı.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
43,592TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI