Ankara'da 10 Ekim 2015'de düzenlenmek istenen Barış Mitingi'nde IŞİD tarafından üç saniye arayla yapılan iki canlı bomba saldırısında 101 kişinin hayatını kaybetmesiyle ilgili  10'u tutuklu 26 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya SEGBİS'le bağlanan tutuklu sanıklar Halil Şahin, Resul Demir, İbrahim Halil Alçay ve Hacı Ali Durmaz, son sözleri dinlendi. Sanık Erman Ekici'nin avukatı bir önceki duruşmadaki gibi mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. Mahkeme heyeti, mazereti reddederek duruşmaya devam etti. 

Beraat talebine tepki

Anka'nın aktardığına göre duruşmada söz alan tanıklar, mitinge katılmak için Ankara'ya gelene kadar yolda herhangi bir güvenlik önlemi alınmadığını ve Ankara'ya girdiklerinde de hiçbir polis aramasına takılmadıklarını bildirdiler. Bu kapsamda, dönemin emniyet güçleri içerisindeki ihmallerin araştırılmasını istediler. Salondaki duruşmayı izleyenler, sanık avukatlarının beraat taleplerine tepki gösterdiler. 

Daha sonra sanıkların dinlenmesine geçildi. Mahkeme heyeti sanıklardan son savunmalarını yapmalarını istedi. 

'Ahmet Davutoğlu gelip gerçekleri mahkemede anlatsın'

Tutuklu sanık Resul Demir, olayın gerçekleştiği dönemde Başbakan olan Ahmet Davutoğlu'nun da mahkemeye gelmesi gerektiğini belirtti:

"Olaydan sonra kaçtığım yalandır. Olaydan sonra polisleri evimin önünde gördüm. Kaçmadım, gidip konuştum. Bilgime başvuruldu. Sonra gözaltına alındım. Benim İŞİD’le ilgim yok. Patlamayla ilgim yok. Beraatimi talep ediyorum. Ahmet Davutoğlu yüzsüzlüğünden kurtulmak için gelip gerçekleri mahkemede anlatması gerekiyor. Benim beraatimi verin.''

Kemal Türkler'in kızı Nilgün Türkler, DİSK'in anma törenine katılmadı Kemal Türkler'in kızı Nilgün Türkler, DİSK'in anma törenine katılmadı

Tutuklu sanık Hakan Şahin de "Olayla ilgim yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" dedi.

Tutuklu sanık İbrahim Halil Alçay, savunmasında şunları kaydetti:

"Benim saldırıyı 6 ay önceden bildiğim söyleniyor. Bu yalandır. Mahkemede 3 heyet değişti. Patlamayla ilgili bana kimse 1 soru bile sormadı. Mahkeme nasıl soru sormaz? Ben Sincan’da tutuklu olduğum sürede beni canlı bomba suçlusu olarak aradılar. Olaya araç temin ettiğim söyleniyor. Benim bununla ilgim yoktur. Beni Ebu Huzeyfe olarak itham ediyorsunuz. Ben bu değilim. Örgüt bile bunu başka biri olduğunu söyledi."

Tutuklu sanık Hacı Ali Durmaz ise savunmasında 'İsrail'in Filistin'e Saldırısı' ve 'Sinan Ateş davası' üzerine konuşmaya başlaması üzerine salondakiler 'konuyu saptırma' diyerek tepki gösterdi. Durmaz ve salondakiler arasında sözlü tartışma yaşandı. Mahkeme Başkanı, Durmaz'a "Konunun dışına çıkma" uyarısında bulundu. Durmaz, "O zaman savunma yapmayacağım" dedi. 

Daha sonra Mahkeme Başkanı, tutuklu sanık Erman Ekici'nin yeni avukatının duruşmaya katılmasını beklemek üzere, duruşmaya saat 13.00'e kadar ara verdi.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde sanıkların son sözleri alındı.

Mahkeme Başkanı, Erman Ekici'ye söz vermeden önce avukatının mazeret dilekçesi sunduğu, yasal anlamda kendisine Ankara Barosu tarafından avukat atandığı bilgisini verdi.

Bunun üzerine sanık Erman Ekici, "Baro avukatı ne yapabilir bilmiyorum. 9 yıldır süregelen bir duruşmayı 9 dakikada anlamasını bekliyoruz ve bu karar duruşması, avukatımı beklememiz mümkün değil mi?" dedi.

Mahkeme Başkanı, Ekici'ye, avukatının mahkemeye İstanbul'da olduğunu belirten mazeret dilekçesi yolladığını, talepte bulunması halinde SEGBİS'le bağlanarak davaya katılmasını sağlayabileceklerini fakat böyle bir talepte bulunmadığını ve davayı uzatmaya yönelik hareket ettiğini söyledi.

Ekici, bunu kabul ederek şu beyanda bulundu:

"O gün savcı bey benim Ebu Talha olduğum çıkarımını nasıl yapmış olabilir? Ebu Talha'nın Konstantiniyye'de İslam Tarihi dersleri verdiği söyleniyor fakat ben evimden tutuklandım. Biz kurban seçildik. Yakup Şahin'in ifadelerinden yola çıkılarak bir iddianame hazırlandı. Şahin'in ifadelerinde hiçbir yerde benim adım geçmiyor. Ama savcılık ne hikmetse 6-7 ay sonra beni ekliyor. 'Erman Ekici, Ebu Talha'dır' deniyor. Mehmet Fatih Alıcı ve Murat Dayan serbestken biz neden cezaevindeyiz? Ben kurban olduğumu bilmesem bu savunmaları yapmam. İlerde vicdanlı bir insan çıkar da bu çocukların beyanlarını okuyayım derse ancak öyle aklanırız. Ben artık tahliyemi talep ediyorum. Eğer uygun görmüyorsanız ev hapsi verin."

Ankara Barosu tarafından Ekici'ye atanan avukat ise müvekkilinin beraatini talep etti.

Mahkeme Başkanı, Hacı Ali Durmaz'ın SEGBİS konferansından izinsiz ayrıldığını belirterek son sözünün alınmayacağını söyledi.

Diğer sanıklar da üzerlerine atılı suçları kabul etmeyerek mahkemeden beraat talebinde bulundu.

Karar açıklandı

Sanıkların son sözlerinin alınmasının ardından kararını açıklayan mahkeme, hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar yönünden dosyayı ayırdı.

Heyet, sanıklar Yakub Şahin, Hakan Şahin, Hacı Ali Durmaz, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Talha Güneş, Abdülmuttalip Demir ve Metin Akaltın'ı, maktul Mustafa Budak'a karşı silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında 'kasten nitelikli adam öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanık Erman Ekici'ye, 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası verdi.

Ekici, 101 kişiye yönelik 'silahlı terör örgütü faaliyetleri kapsamında kasten nitelikli öldürme' suçundan 101 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

'Silahlı terör örgütü faaliyetleri kapsamında öldürmeye teşebbüs' suçundan 379 kez 18 yıl hapis cezası alan Ekici 'izinsiz patlayıcı madde bulundurma' suçundan 10 yıl, 'ruhsatsız silah bulundurma' suçundan da 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kararı oy birliğiyle alan heyet, sanıklara verilen cezalarda herhangi bir indirim uygulamadı.

Erman Ekici, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle 'insanlığa karşı suç işleme' suçundan ise beraat etti.

Editör: Haber Merkezi